hoşgeldin.

"önemli olan yaşamaktır diyorlar ama ben yine de okumayı tercih ediyorum"
LOGAN PEARSELL SMITH

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Sensizliğin 5.ayına gidim.

Sen nasıl da bensiz yaşayabiliyorsun?
Benim gözlerim kan oldu ağlamaktan.
Kan durdu.

Yeşilleri kesiyorlar görmüyor musun?
Ben senin ailen olurdum bilmiyor muydun?
5 aydır her sabah sensiz uyanıyorum, biliyor musun?

Sensiz ben Moskova'da montumu kaybetmiş gibiyim.
Sanki Cuba'da puro içmeye yasak konmuş gibi.

Sen gittiğinden beri her havaalanına gittiğimde polisler pasaportumun süresinin dolduğunu söyleyecekler.
Onlar öyle söyleyecekler, ben sana atacağım suçu.

Datça'da bir gece vakti yıldızları görememek gibi, okulun ilk günü anneden ayrılmak gibi, yazın ilk dondurmasının elinden kayması gibi...

Sensizlik Cunda'da balık yiyememek, Bozcaada'da şarap içememek.
İstanbul'da olup Boğaz'ı görememek, rakıya eriği katık edememek...

Arkadaşın olursam arkadaşlarıma haksızlık ederim.
Şarkıda da dediği gibi beni yalnızca eski bir tanıdığın olarak kalacağım.

Seninle olmak bir dünya olmaktı,
seni görmek denizi ilk defa gören bir çocuğun heyecanıydı.



14 Ocak 2014 Salı

Hala düşlerim varken,
İyidir yalnızlık yeni hayallere yer açacaksa. 
yangın çıkacaksa. 
Hala zamanım varken yaratmaya,
gitmeye gerek yok kimsenin peşi sıra. 
Kimse yokken yanımda, 
ben olacağım. 

Kapıyı kapatıp çıkacağım. 
başkalarıyla beraber olacağım
Hala zamanım varken. 

Çok uzaklardan sana bakacağım. 
Senin çukurundan ayrı bir yerde nefes alacağım. 
Kapanına kısılmayacağım. 
Sanırım olduğum gibi yeter bu dünya bana. 

Bu dünya bana yeter.

23 Ekim 2013 Çarşamba

Düşüverdi elimden.

arkadaşlarım hayal kırıklıkları yaşıyor bu günlerde...
Gönül meselesi desem değil ama her şey sonuçta gönül meselesine dayanıyor.
Yüreğimizden geçeni bulduğumuz anda bir yer rahatlıyor kafanda.
beyninin bir tarafı tamam diyor ya daha ne olacaktı?
Gönlün rahat değilse, her şey darma dağnık...
tuttuğun elinde kalıyor
borçlanıyorsun, paran bitiyor. bankalar seni kabul etmiyor.
iş desen eskisi gibi mutlu etmiyor. sana düşündüğün, hayalini kurduğun hiç bir şeyi vaad etmiyor.
yeni atılımlar düşünüyorsun, yeni meslek kolları seçiyorsun kendine ve sonunda başaramıyorsun.
başaramadığının bedelini çok ağır ödüyorsun hem madden hem manen.
harcadığın zamana yanmak bir yana harcadığın paranın hesabını tutamıyorsun.
hayat sana bazen planladığın hiç bir şeyi vermiyor.
o yüzden tözkezliyorsun hatta düşüyorsun.
bari diye yakarıyorsun tanrına "bari bir sevdiğim olsun düştüğümde bana sarılacak, beni yerden kaldıracak" kafanı çevirdiğinde kimseyi göremiyorsun.

düştüğünde genelde seni kaldıracak kimseyi bulamaz etrafında insan, bulan varsa şanslıdan saysın kendini.
hayal kırıklıkları insanlar için var...
düşler de insanlar için var...
bazen kurduğun hayal düşüverir elinden kırılır bir anda, sen bile anlamazsın ne ara kaydı elimden diye.
yapıştırılamaz.

düşmek insanlar için var, düşler de...
nasıl olsa kalkarsın bir ara ayağa.
şu anda sana yerde yatmak iyi geliyorsa hiç çırpınma.
 nasıl olsa birisi kaldırır seni ayağa...

22 Ekim 2013 Salı

sabaha karşı saat 2. Şarkı dinlerken aklıma geldi bunu yazmak. Yazmayı bir borç bildim kendime ve geçtiğimiz bir sene içinde  yaşadıklarımıza. Şu anda sanırım gecen seneye şahit olan çok az kişiyle görüşüyorum. 
Yollarımız ayrı düştü. 
Koskocaman hayatın içinden geçen bir sene.
Yılbaşına kiminle girersen onunla geçmiyor koca bir yıl. Bu bir yalan.
Yine yalnızlığımla kaldım.  


"Bazı kızlar için çok güzel bir seneydi. Şehirli kızlar için, yeni parfüm kokuları, esrar yeşilleri ve yeni çıkmış sigara paketlerinin senesiydi. Bu sene bazı kızlar için çok güzel geçti. Güzeli için çok güzeldi. Çirkini için de öyle...
Takma uzun kirpiklerin alnımıza değdiği bir seneydi, yaşa başa bakmadan en üst basamaklarda, en basmakalıp erkeklerin kollarında yaşanmış olan güzel bir seneydi.  Yeni kokteyllerin denendiği, en  güzel saç modellerinin yapılıp makyajımız olmadan sokağa çıkılmayan bir seneydi.  Gençtik yaşlıydık demeden günlerin kısa mı uzun mu olduğunu hesaplamadan,  geçen hayatımızın en şehirli yılıydı. Bazı kadınlar için çok daha güzel bir seneydi. Topuklu ayakkabıların denendiği, en güzel ince çorapların giyildiği, dışarıda neler olup bittiğinin pek de bilinmediği bir seneydi.Hepsinin altında çok lüks arabaların olduğu, en azından taksiye binmeden iki sokak aşağıya inmedikleri bir seneydi. Bu güzel kızların hayal dünyalarının dışında savaş vardı. Hemen dış sokaktaydı, hemen yanıbaşlarındaydı. Görmezden mi geldiler yoksa müziğin sesi çok mu açıktı hiç duymadılar bilinmez. İşlerine gelmedi diyemem çünkü sözlerinde hepsi birbirinden duyarlı,detaycı, dayanıklı ve görmüş kızlardı. O kızlar için her şey çok güzeldi. Onları yağmur hiç ıslatmadı, kar üşütmedi, güneş hiç yakmadı. Onlar dışarıda verilen savaşı bir an bile duymadı. Bazı şehirli kızlar için geçtiğimiz yıl pek eğlenceliydi. Fakat o kızlardan kimsenin haberi olmadı. Hiç kimsenin ruhu bile duymadı. Kimse onların farkına varmadı. Güzel kızlardı güzel olmalarına ama, o yıl başkalarının savaşı onları nasıl etkilemediyse o kızlar da kimseyi etkileyemedi. Çünkü en yüksek basamaklarda birbirlerine sarılarak poz veriyorlardı. Kimsenin görmediği anlarda, başkalarını utandırmamak amacıyla. "
Gözlerim yumuk yumuk.
tatilden kalma bir gevreklik.
 havada uzakların kokusu var.
 bir rüzgar çıksa da diyorum içimden alsa beni yanına
Rüzgarına kapılıp gitsem.
 Bir yerlerden kalkıp başka yerlere gitsem.
 Kulağımda tanımadığım insanların sesleri.
 Kulağımda bir nameler, bir nameler...
 kahkahalar karışa dursun rüzgara
 ben çıkıp yola
 vurucam kendimi tanımadığım insanların şehirlerine.
 topraklara.
 topraklara ayaklarımla basarken bastığım ayaklar taşıyacak beni gitmek istediğim hayallere
 hayaller büyüyecek
 koca bir dünya olacak
benim dünyam aydınlanacak.

18 Mayıs 2012 Cuma

Sen gidince bak neler oldu, Kalbimin ucu yandı tutuştu.

4 Nisan 2012 Çarşamba

Bahar geldi.
Hoş geldi.
Neş'e ile geldi.
Nereye geldi ?
Cemreler yüreğime düşmedikten sonra, bahar gelmiş kime ne ?